Ben internette, seminerlerde ve kitaplarda sosyal iletişim üzerine yazılmış herşeyi okudum. Ama böyle bir konuyla hiç karşılaşmadım.
Halbuki çok önemli, özellikle biz erkekler için.
Gerçekten güzel veya çekici bir kadın görüyorsun.
Ve erkeklerin %95' nin yapamadığını yapıp o kızla tanışmaya gidiyorsun.
Ama sonuç istediğimiz gibi olmuyor çoğu zaman.
Çünkü çekici bir şekilde farklı olmayı bilmiyoruz.
Halbuki normal bir erkeğin çekiciliğini en az %700 artırması onun elinde olan bir şeydir. Sadece doğru eğitimi almak gerek.
9- Bakımsızlık: Kirli sakal, dağınık saç, bakımsız ten, renk ve tarz uyumsuzluğu. En büyülü kelimeler bile bakımsızlığın yaratacağı engeli geçemez.
8- Heyecanını göstermek: İnsan etrafındaki her şeyden etkilenir ve yansıtır.
Mesela bir arkadaşın evine neşeyle girdiğinde kendini neşeli hissedersin değil mi?
KADINLAR ÇEVRELERİNDEN ERKEKLERİN ETKİLENDİĞİNDEN ÇOK DAHA FAZLA ETKİLENİR.
O yüzden, konuşurken yüzüne, koluna dokunma veya parmaklarını çıtlatma, hızlı konuşma.
Bunlar söylediğin şeyden emin olmadığının göstergesidir.
Ve daha aslında yapılmaması gereken pek çok şey var.
7- Etrafımızın veya kadının bizi kontrol etmesine izin vermek: Nerede buluşulacağına, ne yeneceğine, nereye oturulacağına sadece sen karar vermelisin.
Çünkü erkeğin en çekici özelliği hükmediciliğidir ve "Olmuş Erkek" bunu her hali ve tavrıyla yansıtır.
6- Çok hevesli görünmek: Gereğinden fazla enerjik olmak kadar itici ne olabilir acaba?
5- Kendini övmek: En sık yaptığımız hatalardan biri de bu.
"ODTÜ Mühendisliği bitirdim. Ayda 7 milyar kazancım var. Annem bir kaç tane kız bulmuş bana ama ben senden hoşlandım."
Aferin…
4- Yanlış ses tonu: Titrek, kesik, cansız bir ses tonu emin ol konuştuğun kadını senden kesin soğutur.
3- Yanlış vücut dili: Vücut dili, iletişimin %55' ini oluşturur.
Yani aslında yaptıklarımız söylediklerimizden daha büyük bir kanıttır karşımızdaki için.
2- Gülümsememek: Kim böyle biriyle konuşmak ister ki?
Tabi burada bir sınır var, gül veya sırıt demiyorum. "Gülümse" diyorum.
Aklından "Ben senin bilmediğin bir şey biliyorum" diye düşün ve bu yüzüne yansısın.
1- Ya sadece aşırı özgüvenli ya da sadece espirili olmaya çalışmak:
Kesinlikle en önemlisi bu.
Sadece özgüvenli olmak bizi bir kadının gözünde "kendini beğenmiş" gibi görünmekten öteye götürmez.
Sadece espirili olmakta bizi en fazla "eğlenceli arkadaş" yapar.
Ama bu ikisi birleştiğinde büyülü şeyler olur.
Tabi bu söylediğim sadece kendine güvenen kadınlar için geçerli. Çoğu erkek buluşma sırasındaki “tuhaf sessizlik” anlarında ne yapacağını bilemez.
Şunu dene:
6-7 saniyelik sessizlikten sonra yanındaki kadının gözlerinin içine bakarak abartılı bir ciddiyetle başını sallayarak “Hiç şansın yok…” de.
Bu cümle kendine güvenli bir ses tonu ve vücut diliyle, gülümseyerek hatta mümkünse HİÇ GÜLMEDEN söylendiğinde yanındaki kadına kendin hakkında milyonlarca çekici erkek özelliğini bir anda anlatmış olursun.
Kendine güvendiğini, atılgan olduğunu, SEÇEN olduğunu, aynı zamanda espirili, hayattan zevk alan biri olduğunu ve daha bir sürü şeyi.
Alınır mı alınmaz mı diye düşünme. Güzel kadınlar her gün aynı tip erkeklerin ilgisine maruz kalıyor. Yıllar boyunca hayatları birbirinin aynı erkeklerin birbirinin aynı sözleriyle muhatap olmakla geçiyor.
Güzel kadınların sıkıcı, renksiz bir aşk hayatları var yani. İşte bu yüzden çekici bir şekilde farklı olmak çekiciliğin anahtarıdır.
Ben buna Espiritüel Özgüven diyorum. Bu teknik, milyonlarca çekici erkek özelliğini bir anda yansıtmanın en doğal, en pratik ve çabuk öğrenilebilir yoludur.
Bu konuda derin ve etraflıca bilgi edinmek istersen Sosyal İletişim Setinin bir kopyasını bilgisayarına İNDİRMELİSİN.
Bu set, öğrenmesi YILLARIMI alan bir sürü bilgiyle dolu.
Deneme-yanılma yolundan geçtim. Çekici bir hayat oluşturmak hakkında bulduğum her şeyi yıllar boyunca denedim ve sonunda kendi sistem ve felsefemi oluşturdum.
Kadınlarla ve genel olarak diğer insanlarla arası iyi olan "doğallardan" öğrendiklerimi de kendi tecrübelerime kattım ve kadınlarla tanışmak ve ilişkiyi ilerletmek üzerine gerçekten başka yerde bulunamayacak konseptler keşfettim.
Yeni hayatımız... Her şeyi değiştiren 2 kelime. Aynı çatı altında yaşamaya başladığınızda hayatınızda değişecek olan 9 şey BrightInside ekibi tarafından oldukça güzel bir şekilde aktarılmış. Sizler için çevirdiğimiz bu illüstrasyonlarla yeni hayatınıza bir önizleme yapabilirsiniz!
Beslenme, doğumumuzdan ölümümüze kadar hayatımızın her anında bizimle. Minik hilelerle ve dokunuşlarla beslenmenizi düzene sokmak, dünyadaki 700 milyon obezden biri olmayıp, hastalıklardan uzak, sağlıklı bir şekilde yaşlanmak için doğru yerdesiniz!
1. Duygusal açlığını kontrol et!
Aç olmasak bile sosyal ortamlarda bize keyifle eşlik eder lezzetli yemekler, içecekler. Bir de duygusal boyutu var tabii ki! Stres altındayken, üzgünken, mutluyken yani değişken ruh durumlarının sonunda kendimizi buzdolabının önünde ne var ne yok diye bakarken buluruz. Bu duygusal boşlukları; cips, kola, çikolata, pasta gibi bol kalorili besinlerle doldurmaya çalışıyoruz. Böyle bir kriz anında önce kendine gerçekten aç olup olmadığını sor! Güzel bir yürüyüş, farklı bir hobi ile uğraşmak gereksiz yemek yemenizi engelleyecektir. Sorunun kaynağını bulmak için gerekiyorsa yardım al. Taze meyve, çorba, yoğurt, bitki çayları bu krizi aşmak için bire bir!
2. Hayatında tarçına yer aç!
Tarçın ile kan şekerini kontrol altına alabilirsin. İnsülin seviyeni düzenlediği için seni yeme ataklarından korur. Sürahinin içine 1-2 çubuk tarçın atarak veya süte, yoğurda eklediğin 1 kaşık tarçın ile daha az şeker isteği, daha az açlık krizi!
3. Yemek saatlerini belirle!
Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği saatlerini belirle. Bu saatler dışında yemek yememeye özen göster. Yumurta, peynir ve bol yeşillikle güne başlayıp, öğle vakti et grubu, salata sonrasında gelen akşam yemeğinde ise sebze yemekleri ve yoğurt ile harikalar yarat. Böylelikle vücudunu açlık psikolojisine sokmadığın için her daim metabolizmanı canlı tutarsın.
4. Ara öğün yap!
Bir sonraki öğüne kadar kendini ara öğünlerle şımartabilirsin. 1 avuç çiğ badem/fındık, bir kutu süt, bir kase yoğurt, veya 1 meyve ile gün içinde kan şekerini dengeli tuttuğun için açlık krizlerine elveda dersin.
5. Hepsini yemek zorunda değilsin, tadına bak!
İş arkadaşının doğum günü ve şahane bir pasta ile kutlanıyor, hem de senin en sevdiğinden; çikolatalı! Veya bir davettesin kurabiyeler, ekler havada uçuşuyor. Elin ayağına dolanmasın, sakin ol. Bir parça pastadan, kurabiyeden zarar gelmez. Bir kenarda gözlerin dolu dolu pasta yiyenleri izleyip koca bir dilimi midene göndermek yerine bir parça alarak tadına bak. O minik parçanın tadını çıkar.
6. Tabaklarının boyutunu küçült!
Önce gözün doysun. Büyük bir tabakta duran aynı miktar yemek küçük boyuttaki bir tabakta daha fazla görünerek küçük bir illüzyon yaratacak. Ve sen hiç farkında olmadan beynin ve gözlerin aracılığı ile çok yediğinin sinyallerini alacaksın.
7. Bir beslenme günlüğü edin!
"Aslında çok yemiyorum ama neden kilo alıyorum anlamıyorum..." diyenler tek tek yediklerini yazdığında aslında dünyaları yedikleri gerçeği ile karşılaşıyor. Gün içinde farkında olmadan gereğinden fazla yiyoruz. Bunları tek tek yazınca aslında çok da masum beslenmediğini göreceksin ve kendini kontrol altına alman daha kolay olacak.
8. Bol su iç!
Uyanınca, otururken, yürürken, çalışırken, uyumadan önce bir bardak su. Yemeklerin yanında tercih edebileceğin en masum içecek. Faydası saymakla bitmez. Metabolizmanın daha düzgün ve hızlı çalışmasına yardımcı olan suyu gün içinde asla eksik etme.
9. Gün boyu aç gezme, unutma; kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var!
Günün en güzel ve keyifli öğünü kahvaltıyı atlayanları anlamak gerçekten güç. Uyku sürecindeki açlığın üzerine bir de kahvaltısız güne başladığında kan şekerin fazlasıyla düşerek işine odaklanmana engel olacak. Öğle yemeğinde gözün dönmüş bir şekilde yemeklere gömülüp, her şeyi yemek istemiyorsan kahvaltıyı kesinlikle ihmal etme.
10. Hareket et!
''Spor yapmaya vaktim yok.'' gibi bahanelerin arkasına sığınıyorsan, bir durak erken in ve yürü, arabanı biraz daha uzağa park et yine yürü, asansörü değil merdiveni kullan. Hayatına hareket kat. Küçük esneme hareketleri yap. Araştırmalar sürekli masa başında çalışarak minimum hareketle yaşayan insanların daha hareketli hayat tarzı olanlara kıyasla daha fazla yemek tükettiğini söylüyor.